| Çorum Merkez Örencik Köyü |

2.geleneksel öz şenligi tarihi 25.agustos 2013 yer örencikköyü tüm halkımız davetlidir.[adnan ]  -  2.geleneksel öz şenligi tarihi 25.agustos 2013 yer örencikköyü tüm halkımız davetlidir.[adnan ]  -  örencikköyü geleneksel öz şenliklerine herkesi bekliyoruz sanatcımız nergiz ay ve gurubu,[adnan ]  -  Bak ben de susuzum o günden beri dost ellerinden..[cengomm]  -  Avcılık yapmak güzel bir spor. Cani olup ta canavar olmak bu sporu kötülüyor. Torbacı olmayın. Şikayet hattı 156.[cengomm]  -  TÜM FEEACEBOOK KULANICI DOSTLAR SİZİ DERNEK FAALİYETLERİNİ TAKİP ETMENİZ İÇİN FEEACEBOKDA ORENCİK DER DEN TAKİP EDEBİLİ[adnan ]  -  ÇORUM ÖRENCİK KÜLTÜR ve DAYANIŞMA DRNĞİ örgütlü toplum olma yolunda atılan bir adımdır, hayrlı olsun İstanbul Üçköy Der[üçköy dernek]  -  Sende Haykır


     Çorum Merkez Örencik Köyü Kütüphanesi
         Kuran-ı Kerim’de Ehl-i Beyt İle İlgili Bazı  Ayetler
                 Hz. Hüseyin efendimizin şehit edilmesi.


Kullanıcı:  
Şifre:   
 


  Konu cengomm tarafından 13.12.2010 00:03:29 tarihinde açıldı.

cengomm  
[ Köşe Yazarı ]
  Mesaj Sayısı: 6
Konu Sayısı: 7
Rep Puanı: 0

Şehir: Ankara
Cinsiyet:
Ruh Hali:
Hz. Hüseyin efendimizin şehit edilmesi.

                                                                           HZ HÜSEYİN  EFENDİMİZİN ŞEHİT EDİLMESİ

 

 

             Hz Hüseyin (RA) efendimiz 72 kişilik küçük bir kafileyle tarihin en büyük fedakarlık ve hemase destanını gerçekleştirmeye hazırlanırken, yaklaşık beş bin kişilik -Bu konuda değişik miktar veren kaynaklar da mevcuttur- zulüm ve fesat ordusu zalimlerin rızasını kazanabilmek için tarihin en çirkin cinayet tablolarından birini oluşturmanın çabası içindeydiler.

          İşte bu günde adeta islam ümmetinin ve tarihin gelecekteki akışının takdiri belirlenecekti. Gerçek İslam’ı yaşamak isteyenlere, İslam adı altında zulüm ve fıska dayanan nizamların sunduğu saptırılmış İslam’ı yaşamak isteyenlerin safları birbirinden ayrılacaktı. Bu iki çizgi ve yolun birbirinden farklı olduğunu anlamakta güçlük çekenler alternatifi olmayan iki, zıt yoldan birini seçmek zorunda kalacaklardı. Bunun gerçekleşmesi için İslam beldelerini uyandıracak bir şok lazımdı. Bir ilahi kan ve sağlamlığında şüphe edilmeyen bir hareket lazımdı..

 


                 İşte Hz Hüseyin efendimizin kıyamı, sönmeye yüz tutmuş İslam çerağını yeniden nurlandırarak ve İslam ağacının kurumasını önleyecek böyle bir hareket idi. Hz Hüseyin (RA) diyordu ki:
"Eğer Hz Muhammed (SAV)'in dini, benim kanım yere dökülmeden hayatını sürdüremeyecekse, ben şehadete hazırım."
         

               Hicri 61. yılın muharrem ayının onuncu günü yani aşura günü sabah namazından sonra Hz Hüseyin ordu komutanlarının her birinin vazifesini belirledi. Diğer tarafta ömer b. sad da ordusunun saflarını düzeltmekle meşguldü. İmam Hüseyin gözü kalabalık düşman ordusuna takılıp karşısındaki sel gibi insanları görünce ellerini göğe kaldırarak şu duayı okudu: “Allah’ım! her gam ve kederde sığınağım, her sıkıntı ve zorlukta ümidim ve her musibette güvendiğim sensin. Kalpleri zayıflatan, kurtuluş yollarını kapatan, dostları kaçıran düşmanları sevindiren nice gam ve musibetleri sana şikayet ettim, başkalarından ümidimi kesip sana yöneldim ve sen o gam ve üzüntüyü giderdin, onları sen izale ettin, her nimetin sahibi ve her dileğin nihayeti de sensin.”

             Aşura günü İmam'ın ashabının düşman ordusuna yaptıkları hitabelerin yanı sıra bizzat kendiside hedefini açıklamak, ilahi mesajı ulaştırmak ve hücceti tamamlamak amacıyla defalarca düşman ordusunun karşısında durup tarihi hutbeler irad etmiştir. İmam Hüseyin  hutbenin üçüncü bölümünde kendini tanıtarak onlara şu şekilde nasihat ve öğüt verdi:


            “E
y insanlar! Soyumu söyleyin, ben kimim? Sonra kendinize gelin, nefsinizi kınayın. Bakın, beni öldürmeniz, hürmetimi gözetmemeniz size caiz midir? Ben, Hz. Peygamber’inizin kızının oğlu değil miyim? Ben, Peygamberinizin vasisi ve amcası oğlunun oğlu değil miyim? Ben, herkesten önce Allah’a iman eden ve Peygamber’in risaletini tasdik eden kimsenin oğlu değil miyim? Seyyid-uş şüheda olan Hamza, babamın amcası değil midir? Cafer-i tayyar amcam değil midir? Hz Peygamber’in benim ve kardeşim hakkındaki “bu ikisi cennet gençlerinin efendileridir” sözünü duymamış mısınız? Eğer sözümü tasdik ederseniz, bu söylediğim sözler bir gerçektir. Allah’a and olsun ki,  Allah-ü Teala’nın yalancıya gazap ettiğini ve uydurduğu sözün zararını kendisine çevirdiğini bildiğim günden beri yalan söylemiş değilim. Eğer beni yalanlarsanız şimdi müslümanların arasında Peygamber’in ashabından olan kimseler mevcuttur; Bunu onlardan soracak olursanız size söylerler. Cabir b. abdullah-i ensari, ebu said-i hudri, sehl b. sa’d-is saidi, zeyd b. erkam ve enes b. malik’ten sorun, öğrenin; şüphesiz onların hepsi, Resulullah’ın benim ve kardeşimin (Hasan’ın) hakkında buyurduğu sözü duymuşlardır. Bu sözler  sizi kanımı dökmekten alıkoymuyor mu?” Bu arada kays b. eş’as yüksek bir sesle; “Biz ne dediğini bilmiyoruz. Niçin amcan oğlu yezide biat etmiyorsun? Biat ettiğin takdirde sana karşı istediğin gibi davranılacak ve sana en ufak bir zarar bile gelmeyecektir.” dedi. İmam Hüseyin ona cevaben buyurdu ki: Öğle güneşi gökyüzünde parlayıp yakıcı ışınlarını kerbela çölüne yansıtmaktaydı. Ebu semame-i saidi güneşe baktıktan sonra İmam Hz.Hüseyin’e hitaben arz etti ki: "Ey Eba Abdullah! Canım size feda olsun. Bu ordunun sana ve seninle savaşmaya yaklaşmış bulunduklarını görüyorum. Allah’a and olsun ben kanıma boyanıp sizin emrinizde ölmedikçe siz ölmeyeceksiniz. Şimdi son bir kez öğlen namazını sizinle birlikte kılmak istiyorum.
İmam gökyüzüne bakarak buyurdu ki:
“Bize namazı hatırlattın. Allah seni zikir ehli olan namaz kılanlardan kılsın. Evet, şimdi öğle namazının ilk vaktidir. Düşmandan namaz kılmamız için savaşı durdurmalarını isteyin.” Kufe ordusuna geçici olarak ateşkes teklif edildiğinde, batıl ordusunun ileri gelenlerinden biri olan husayn b. numeyr şöyle dedi: “Sizin namazınız kabul değil.” Habib b. mezahir-i esedi ona cevaben şöyle dedi: “Ey numeyr! Ey cahil Resulullah’ın evlatlarının namazlarının kabul olmayıp da senin namazının mı kabul olacağını sanıyorsun?”  Bir süre sonra İmam Hüseyin’in Ehl-i Beyt’inden başka kimsesi kalmamıştı. Ehl-i beyt, Allah ve resulünün dinini diri tutmak için azimle ölüme karşı gidiyorlardı. İmam Hüseyin’in yakınları toplanarak birbirleriyle vedalaşıyorlardı. İmam Hüseyin’in Ehl-i Beyt’inden savaş meydanına giden ilk kişi herkesten çok Hz. Peygamber’e benzeyen büyük oğlu Ali Ekber’dir.” Bu arada kadınlar etrafına toplanarak diyorlardı ki: “Ey Hüseyin’in oğlu! Bizim gurbetimize merhamet et; çünkü senden uzak kalmaya tahammül edemeyiz” diyerek sitem ettiler. Bu sırada İmam Hüseyin sakalını tutarak başını gökyüzüne kaldırıp gözlerinden akan yaşlar yüzünü ıslatırken şöyle diyordu: “Allah’ım! Şahit ol ki, halk içinde Peygamber’in Muhammed’e en çok benzeyeni bu kavmin üzerine gidiyor. Biz Peygamber'i görmek istediğimizde ona bakıyorduk. Allah’ım! Yeryüzünün nimetlerini bu kavimden al ve onları dağıtıver. Hiç bir zaman pak kullarını onlardan razı etme; çünkü onlar bizi davet ederek bize yardım edeceklerine dair söz verdikleri halde bize kılıç çektiler.”
İmam daha sonra ömer b. sa
’d’a şöyle hitap etti: "Ey saadın oğlu! Benimle Resulullah arasındaki bağı görmezlikten geldin. Allah senin neslini kurutsun.”

             
“Allah; Adem (AS), Nuh(AS), İbrahim(AS) ve Al-i İmran’ı seçerek onları diğer insanlara üstün kıldı. Ve biz o seçilmiş insanların soyundanız. Ali Ekber düşman ordusuyla savaşa koyuldu. Onlardan yetmişini öldürdükten sonra susuzluktan babasının yanına dönerek susuzluğunu dile getirdi.
İmam:
Yakında deden Resulullah’ı görecek ve onun elinden su içeceksin ve artık ondan sonra asla susamayacaksın.

               Artık imam'ın ailesi teker teker savaş meydanına çıkıp bir çok düşmanı cehenneme yollayıp şehid düşüyordu. Sonra çocuk yaşta olan (onüç yaşında) Kasım B. Hasan İmam’
ın  yanına gelerek meydana gitmek için izin istedi. İmam onu bağrına basarak kardeşi Hasan’ı hatırlayıp ağladı ve sonra ona izin verdi. Kasım'ın yüzü dolunay gibi parlıyordu. Kasım kılıcını çekerek küfür ordusuna hücüm etti ve onlardan çoklarını cehenneme gönderdikten sonra amr b. sa’d b. nufeyl-i ezudi başına bir kılıç darbesi indirdi. Kasım başı yarılınca amcası Hüseyin’i yardıma çağırdı. Bu durumu izleyen İmam Hüseyin Kasım’ın yardımına koşarak kasım’ın katilini cehenneme gönderdi. ömer b. saadın ordusu amiri kurtarmak istedilerse de, ancak karşılarında Hz İmam Hüseyin’i bulunca İmam’ın kılıcının önünden kaçtılar. Sonra İmam Kasım’ın başucunda durarak şöyle buyurdu: “Seni öldüren kavim Allah’ın rahmetinden uzak olsun. Kıyamet gününde senin hakkında onların hasmı, ceddin Resulullah ve baban Emir-ul Mümin’indir. Allah’a and olsun ki sen amcanı yardıma çağırdığın da sana cevap verememesi veya cevabının bir faydası olmaması amcana çok çetindir.” Vallahi bu ses öyle bir kimsenin sesi ki zulümle öldürenleri çok, yardımcıları ise azdır.” İmam yeğeninin vücudunu çadırlara getirerek oğlu Ali Ekber’in yanına uzattı. Abbas B. Ali Ehl-i Beyt’ten bir çoklarının şehid düştüğünü görünce kardeşlerine yönelerek şöyle dedi: “Ey annemin oğulları! Toplanın ve kafirler topluluğuna saldırın ki, Allah sizden razı olsun.” Bunun üzerine Ebu-l Fazl Abbas’ın kardeşleri Abdullah, Cafer ve Osman İmam Hüseyin’in huzurunda ömer b. saadın ordularına hücum ederek şehid oluncaya kadar onlarla savaştılar.


          Kardeşlerinin şehid düştüğünü gören Abbas kendisinden başka İmam Hüseyin
’in kimsesinin kalmadığını gördü, İmam'dan meydana gitmek için izin istedi. İmam Abbas B. Ali’ye buyurdu ki: “Ey kardeşim! Sen benim sancaktarımsın.”Abbas: “Allah’a and olsun ki kalbim daralmış durumdadır. Azizlerimizin kanının intikamını bu münafık insanlardan almak istiyorum.İmam: “O halde haremdeki susuz yavrucaklar için biraz su getirmeye çalış. Abbas küfür ordusunun karşısında durarak onlara nasihat etti ve çocukların susuzluğunu hatırlatarak onlardan biraz su vermelerini istedi. Ancak Abbas’ın sözleri o ölü kalplere etki etmeyince İmam’ın yanına geri döndü ve çocukların susuzluktan feryat ettiklerini duydu. Bir tulum alarak atına bindi ve Fırat’a doğru hareket etti. Fırat kıyısında dörtbin kişi Abbas’ı çevreleyerek onu mızraklarına hedef aldılar. İmam Hüseyin’in ordusunun komutanı ve İmam’ın büyük kardeşi düşman ordusunun çokluğundan bir zerre korkmadı ve onların safını yararak suya ulaştı. Tulumu suyla doldurduktan sonra avcunu suyla doldurup içmek için ağzına yaklaştırdığında İmam Hüseyin’in susuzluğunu hatırlayarak elindeki suyu tekrar Fırat’a döktü ve kendi kendisine şöyle dedi: “Ey nefis! Hüseyin’den sonra hayatta olup olmaman fark etmez.


               Hz Hüseyin efendimiz şehadete doğru giderken sen ırmağın soğuk suyunu mu içmek istersin? Allah
’a and olsun ki, bu dinimin müsade etmediği bir şeydir.”
Küfür ordusu, Abbas dönerken yolunu kesip şehit ettiler. Bu sırada Abbas B. Ali şöyle seslendi: “
Benden sana selam olsun ya Eba Abdullah.İmam Hüseyin kardeşinin sesini işitince başı ucuna gelerek haşimilerin yiğitlik örneği, iman direği, şeref ve izzetin kalbi ve sancaktarını o halde görünce “şimdi belim kırıldı.”buyurdu. Daha sonra kılıcını çekerek o adam kılığındaki domuz sıfatlılara hücum etti. Küfür ordusu İmam Hüseyin’in kılıcının karşısında kaçıyorlardı. İmam feryad ederek şöyle buyuruyordu: ”Nereye kaçıyorsunuz ey kalleşler. Siz benim belimi kırdınız.” Daha sonra imam kardeşinin başı ucunda durarak onun başını dizlerine aldı. Böylece Abbas B. Ali de şehadet şerbetini içerek Rab’bine kavuştu. İmam Hüseyin kardeşinin şehadetinden sonra çadırlara döndü. Bu olay İmam’a şöyle ağır geldi ki belini büktü. İmam'ın gözünden yaşlar akıyordu. Sakine babası İmam Hüseyin’i karşılayarak amcası Abbas’ın ne olduğunu sordu. İmam Hz Abbas’ın şehit düştüğünü Sakine’ye anlattı. Zeynep bunu duyunca “vay kardeşim” diye feryat etti.


               İmam Hüseyin nereye yönelse bir başka acıyla karşılaşıyordu. Bir yanda kanlara boyanmış dostları, bir yanda kadınların ve çocukların feryat ve figanlarını görüyordu. Bu esnada İmam: “Ey kavim, sizin aranızda Resulullah’ın Ehl-i Beyt’ni savunacak birisi yok mu?” diye buyurdu!!! Daha sonra imam vedalaşmak için haremdeki kadınların susmalarını istedi. İmam Resulullah’ın kılıç ve kalkanını kuşandıktan sonra vedalaşmak için süt içen yavrucağını getirmelerini istedi. Zeynep Ali Asker-i kardeşine verdi. İmam bebeği kucağına alarak yüzünü öptü. Daha sonra düşmanların karşısında tutarak ona su vermelerini istedi. Ansızın hermele okla bebeğin boğazını hedef aldı. İmam avcunu bebeğin kanıyla doldurup onu gökyüzüne serperek şöyle buyurdu:


Üzüntülere tahammül etmeyi kolaylaştıran Allah’ın bu halimizi görmesidir. Allah’ım! Bu musibet ruhun bedenden ayrılmasından kolay değil. Allah’ım! Biliyorum ki zaferden daha iyisini bize nasip ettin ve zalimlerden bizim intikamımızı alacaksın ve bizim bu kavimden çektiklerimizi ahiretimiz için biriktireceksin." Bu esnada imam kendisine: “Ey Hüseyin! Bebeği bırak, cennette iyi eğiticiler var onun için.”diye hitap edildiğini duydu.


           İmam Hüseyin bir arslan gibi meydana çıktı; Hz Muhammed ve Hz Ali
'nin kanı, Hz Fatıma ve Hz Hasan’ın kanı, Hz Hamza ve Hz Cafer-i Teyyar’ın kanı, Peygamberler'in kanı Hz Musa ve Hz İsa’nın kanı, Hz İbrahim ve Hz İsmail’in kanı damarlarında kaynıyordu. Hz İbrahim’in Allah yolunda dökmesi nasip olmayan kan, şimdi Resulullah’ın Ehl-i Beyt’i tarafından Allah (CC) için dökülüyordu. Bundan dolayıdır ki İmam Hüseyin’e Allah’ın kanı” demişlerdir. Bu arada ömer b. sa’d şöyle bağırdı: “Bu arap kahramanlarını kılıcıyla yerlere seren Ali’nin oğludur. Her taraftan onu çevirin.”  ömer b. saadın bu sözlerinden sonra İmam Hüseyin’e meydanın dört tarafından dörtbin mızrak fırlatılıyordu ve onlardan bazıları risalet ailesinin çadırlarına saldırmaya başladılar. İmam Hüseyin küfür ordusunun çadırlara hücum ettiklerini görünce şöyle feryat etti:


“E
y ebu sufyan ailesine uyanlar’ eğer dininiz yoksa, kıyamet gününden korkmuyorsanız, hiç olmazsa dünyanızda hür kişiler olun. Eğer arap olduğunuzu iddia ediyorsanız hasebinize dönün ve insanlık şerefinizi koruyun.”şimr cevaben: “Ne diyorsun ey Fatıma’nın oğlu?” dedi. İmam:  Ben sizinle, siz de benimle savaşıyorsunuz; bu kadınların hiçbir suçu yok. Ben hayatta olduğum sürece askerlerinizi Ehl-i Beyt’ime saldırmaktan alıkoyun.şimr: doğru söylüyorsun ey Hüseyin,”dedi. Bunun üzerine yezidin ordusu Hz.Hüseyin’e hücum ettiler ve savaş yeni bir boyut kazandı. Gücünü susuzluk nedeniyle büyük ölçüde yitiren İmam  kılıç sallayarak Fırat’a doğru ilerledi. Dörtbin kişiyle Fırat’ı kuşatan amir b. haccacı yolundan uzaklaştırarak Fırat’a ulaştığı an adamın biri şöyle seslendi: “Nasıl su içme lezzetini alabilirsin; oysa çadırlarını yağmalamaktalar."
Bu esnada ömer b. sa
ad ordusuna bağırarak şöyle seslendi: “Hz Hüseyin’e hücum edin ve kendisiyle meşgulken onu öldürün. Allah’a and olsun ki, kendine gelirse onu kendinizden uzaklaştıramazsınız.” Bunun üzerine yezid ordusu ok ve mızraklarla İmam Hüseyin’e  saldırmaya başladılar. Öyle ki sayısız oklar havada birbirine isabet ediyordu. İmam Hüseyin hırçın bir aslan gibi onlara hücum ediyor, karşısına çıkanlar yere seriliyordu. yezid ordusunun ok yağmuru ise üzerine yağıyordu. İmam ara-sıra çadırlardan duyulacak yüksek bir sesle:  La hevla ve la kuvvete illa billah-il aliyy-il azim diyordu. O sırada ebu hutufeş adındaki bir adamın attığı ok İmam’ın alnına isabet etti. Hz İmam  dinlenmek için bir süre savaşı bıraktığında alnına bir taş isabet etti ve tekrar yüzünü kan kapladı. İmam gömleğinin bir köşesini kaldırarak yüzünün kanını silmek istediğinde üç şubeli bir ok İmam’ın kalbine isabet etti. Daha sonra oku arkadan çıkardı ve kan oluk gibi dışarı akmaya başladı. İmam Hüseyin  kanıyla elini doldurup onu gökyüzüne serperek şöyle buyurdu: “Allah’ım! Ölümü bana kolay kıl.” İkinci kez avcunu kanla doldurarak onu yüzüne başına serperek şöyle buyurdu: “Allah ve Resulüyle böyle görüşmek istiyorum.” Kanın akmasıyla İmam gücünü kaybetti. Bu esnada malik b. bişr-i kindi İmam’a yaklaşarak ona çirkin sözler söyledikten sonra kılıcıyla İmam’ın başına vurdu. İmam’ın başından kan akmaya başladı.


               İmam Hüseyin  küfür ordusu arasında katligahta öylece duruyordu. Her biri Hz Hüseyin’i başkası öldürmesini istiyordu. şimr bağırarak; “Neye durmuşsunuz, neyi bekliyorsunuz. Hüseyin’in işini bitirin.” dedi. O sırada res b. şerif İmam’ın  sol omuzuna bir darbe indirdi. Sonra bir ok İmam’ın boğazına ve diğer biri de boynuna isabet etti. senan b. enes İmam’ın göğsüne ve salih b. veheb ise yan tarafına vuruyordu. Bu sıralarda İmam'ın atı, başı kanlı olduğu bir halde gidip çadırların önünde durdu. Çadırdaki kadınlar baş ve dizlerine vurarak çadırdan dışarı çıkmaya başladılar. Ümm-ü Gülsüm diyordu ki: "Vay halimize, Hüseyin meydanın ortasında yığılmış duruyor.” Zeynep: Ey kardeşim, senden sonra dünyada yaşamanın değeri yoktur. Keşke yerle gök birbirine geçseydi.” dedi. Daha sonra Zeynep İmam Hüseyin’e doğru gitti. İmam Hüseyin katligahın ortasında duruyordu.  Orada şu son duasını etti. "Allah'ım! Ben zulme, haksızlığa, dayatmaya karşı hak-hakikat adına yürüdüm. Gerekirse bu uğurda canımı vereyim. Rab'bim! Eğer galip gelemeyeceksem, sırtım yere düşecekse hak dava uğruna akan kanımı bir hayrın, müslümanların silkinişinin ve güçlenmesinin sebebi kıl!" 

 

 

Hz Zeynep ise; “Ey insanlar, sizin aranızda bir müslüman yok mu? Bakın Peygamber’in ciğer paresinin başına neler getirdiler" diye haykırdı. ömer b. saad, “ey kufeliler! Hüseyin’in işini bitirin” diye bağırıyordu. Bunun üzerine melun şimir İmam’ın göğsü üzerine oturdu ve kısa bir süre sonra İmam Hüseyin’in başının düşman elinde dolaştırıldığını gördüler (!)..

 

 

Kaynak: [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir. Üye Olmak İçin Tıklayınız]http://ehlibeyt-nuru.com/...  'dan derlenmiştir ve kendi görüşlerimiz eklenmiştir.

 

Dip not: Ben diyorum ki; bizler bizim namazımız kılınmış deyip namaz kılmayan ve Allah’ın emirlerinin neler olduğunu bile bilmeyen, bilenlerin yerine getirmediği, dahası ONİKİ İMAM'ların adlarını bile bilmeyen bir nesil yetiştiriyoruz. Biz de maalesef bir farklılık yaratamıyoruz. Ömrümüzde o günleri düşünüp öyle yaşamaya çalışalım. Yine ben diyorum ki; "Bak bende susuzum o günden beri"


Yazık bize…  Yüce yaradan Allah (CC) cani soyunun şerrinden bizleri korusun. Amin.

 

Saygılarımla

             


                                                                                                                                                                                                                             

                                                                                                                                                                        


 

 

 

 

 

 





 

 

 

 




 


 

 

 

 

 

 

 










 



Mesaj 18.02.2014 14:11:51 tarihinde cengomm tarafından düzenlenmiştir.

 

İmza Yok!

Mesajı Yetkiliye Bildir    

Etiketler

 

cengomm  
[ Köşe Yazarı ]
  Mesaj Sayısı: 6
Konu Sayısı: 7
Rep Puanı: 0

Şehir: Ankara
Cinsiyet:
Ruh Hali:
17.12.2010 22:19:45
Hz. Hüseyin efendimizin şehit edilmesi.

              Uhud savaşında peygamber efendimiz (S.A.S)'in mübarek yüzleri kan içindeydi.Kana doymayan müşrikler buna bile cüret ettiler. O esnada Cebrail A.S gelerek yere düşecek kanı tutu ve ey Allah'ın Resu'lü bu kan yere düşerse bunun hesabını kimse veremezdi dedi. Hz.Hüseyin efendimizin kanının hesabını bu günde kimse hala verilememektedir. Caniler bu günde vardır maalesef.

 

 


Mesaj 20.09.2011 00:38:51 tarihinde cengomm tarafından düzenlenmiştir.

 

İmza Yok!

Mesajı Yetkiliye Bildir    

 

cengomm  
[ Köşe Yazarı ]
  Mesaj Sayısı: 6
Konu Sayısı: 7
Rep Puanı: 0

Şehir: Ankara
Cinsiyet:
Ruh Hali:
31.12.2010 20:13:16
Hz. Hüseyin efendimizin şehit edilmesi.

Yüce Mevlam yüce Kur'an-ı Kerimde buyuruyorki:

Tevbe suresi 120 nci ayet mealen;

"Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere, Allah’ın Resûlünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü onların, Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, açlık, kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükâfatını elbette zayi etmez." buyurmuştur. Ne mutlu onları sevenlere.

Ayrıca;

 Hz.Ali (R.A.)

            "Amel yeri dünya ceza yok orada, ceza yeri ahiret amel yok orada" demiş.

                                                                                                  

 


Mesaj 05.08.2011 21:05:13 tarihinde cengomm tarafından düzenlenmiştir.

 

İmza Yok!

Mesajı Yetkiliye Bildir    


  Benzer Konular
     Konu

Açan

Okunma Cevap

 Hz. Hüseyin efendimizin şehit edilmesi.

cengomm

16994 2

 Hz. Hatice

hamdi

1361 0

Copyright © 2005 WwW.orencikkoyu.CoM Tasarım Hamdi TANRIKULU